myspace codes
Click here for AYSE CETİNLE YAZILARA HOŞ GELDİNİZ
myspace layout

OYKU - Ayşenin Günlüğü - Blogcu cursor



AYSE CETİN SELAM

Ayşenin Günlüğü

20/2/2006 - zavallı kayın peder

Kategori: OYKU

Bunu bi şirkette çalışan arkadaşım anlatmıştı. Bunların 55-60 yaşlarında bi patronları varmış. Adamın oğlu yeni evlenmiş, gelin hanım da pek güzelmiş. Kız, her Allahın günü şirkete gelir, kayınpederiyle odasında 3-4 saat sohbet edermiş. Bi gün sekreter kız kapıyı tıklatıp cart diye odaya dalınca gelinle patronu çırılçıplak bi halde sevişirken görmüş. Gelin ayakta, elleri masaya dayalı vaziyetteymiş, kayınpederi de arkasındaymış. Basılmışlar basılmasına ama bu daha bi'şey değilmiş aslında.

Gelin hanım yakalanmanın heyecanıyla kasılmış ve kayınbabasının penisini içeride kıstırıvermiş. Adam zorlamış felan ama bi türlü kurtaramamış kendini. Hatta canı acayip bi şekilde yandığından bağırmaya başlamış. Sesler üzerine şirketteki çalışanlar hemmen yardıma koşmuşlar. Patron "Girmeyiiin, gidiiin!" diyomuş ama bunlar gene de girmişler odaya. Epey bi uğraşmışlar ama yasak aşıkları ayıramamışlar bi türlü. Hatta cetvelle, sandalyeyle vurmuşlar, sivri uçlu kalem filan batırmışlar ama başarılı olamamışlar. Bunun üzerine doktor çağırmak zorunda kalmışlar. Gelen doktorun yaptığı kas gevşetici iğneden anca 10 dakika sonra kayınpederle gelin ayrılabilmiş.

Olaydan bi saat sonra patron çalışanları toplamış, bunun şirket sırrı olarak kalması gerektiğini söyleyip "Bu duyulursa hepimiz işimizden oluruz" diyerek üstü kapalı tehdit de etmiş. Konu böylelikle kapanmış. Zaten daha önce de bütün şirket, patronun oğlunun gay olduğunu düşünüyomuş.

Bu efsaneyi Cengiz Cabalar gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2006 - marmara canavarı

Kategori: OYKU

Lonch Ness Canavarı dünyanın en popüler canavarlarından biri. Türkiye'nin en popüleri ise Van Gölü Canavarı. Hakkında yüzyıllardan beri yüzlerce hikaye anlatılan ve birçok görgü tanığının olmasına karşın Marmara Canavarı, bu iki rakisinin gölgesinde kalmış. Marmara Canavarı hakkında özellikle Tuzla'da bir çok efsane anlatılır.

En çok bilinen efsane ise 1970 yıllarında yaşanmış olanıdır. Gecenin bir yarısı teknelerini limana bağlayaniki balıkçı, Anadol pikaplarına atlayıp evlerinin yolunu tutmuşlar. Yol mezarlık yanından geçiyormuş. Arabayı süren bu mezarlıktan korktuğu için dualar ediyormuş. Diğeri batıl korkuları olmadığından arkadaşıyla dalga geçiyormuş.

Bu sırada şoför aniden firene asılmış. Çünkü ince bir ağaç enlemesine yola devriliymiş. Şoför "Ben hayatta inmem" demiş. Diğeri babayiğit bir adammış, "Ben tek başıma hallederim" diyip çıkmış arabadan. Gece karanlığında ince uzun ağaca bakıp: "Kavak ağacı galiba" demiş. Yaklaşıp ağacın gövdesine sarılıp da ağacın kabuğunun yumuşak olduğunu ve kımıl kımıl hareket ettiğini hissedince babayiğitlik filan kalmamış taabii; aynen tabanları yağlamış.

Arkadaşını dikkatle izleyen şoför ağacın hareketlendiğini ve yukarı doğru kalktığını görünce, karşısındakinin ağaç değil de ben diyim on, sen de yirmi metre boyunda dev bir yılan olduğunu farketmiş. Yılan başını kazdığı mezardan çıkarınca dehşete düşen şoförün saçları o anda bembeyaz kesilmiş. Allahtan karnını mezarda doyurduğu için canavar ne şoföre ne de arkaşına saldırmamış. Denize doğru akıp gitmiş. İki arkadaş perişan halde köylerine dönmüşler.

Sonradan köyün yaşlılarından yılanın Marmara denizinde yaşayan ve denize yakın mezarlardaki, yeni gömülen ölüleri yiyerek yaşayan bir canavar olduğunu öğrenmişler. Anlattıklarına göre; daha önceleri yılanın çok aç kaldığında balıkçı teknelerine dahi saldırdığı olurmuş. O zamanlarda Yalova ve Kumla'da da ortaya çıkarmış. Marmara Canavarı'yla karşılaşan herkes söz birliği etmişcesine yılanın bir kavak ağacı boyu ve eninde olduğunu söylermiş. Ama yıllardır Marmara Canavarı'nı gören olmamış.

Bu efsaneyi Ersin Kıymaz gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2006 - kancalı katil

Kategori: OYKU

Sevgililer sinemada güzel bi film seyrettikten sonra arabalarına binmişler. Erkek sevgilinin libido faaliyetleri süpper olduğundan kız arkadaşını eve bırakmak yerine arabayı şehrin hemen dışındaki ormanlık araziye sürmüş. Kız, "Dur, nolursun, istemiyorum, eve gitmem lazım" dese de çocuk arabayı ağaçların arasında sota bi yere çekmiş. Ve ufak saldırılarla harekete geçmiş. Kız hala, "Ayyy Jim, hayır dedim sana, hayırrr!" diyormuş. Libido sahibi genç de, "Off Janet. Bak ne kadar güzel bir dolunay var. Radyoda mükemmel bir müzik çalıyor ve ikimiz başbaşayız. Bundan daha uygun bi an olabilir mi sevişmek için" diye ikna çalışmaları yapıyomuş.

Tam bu sırada, radyodaki müzik kesilmiş ve flaş haber girmiş. Spiker endişeli bi sesle, "Önemli bir haberi vermek için yayınımıza ara verdik. Şehrimizin akıl hastanesinden çok tehlikeli, katil bir hasta kaçmıştır. Onu, sağ eline taktığı, eski korsanların kullandığı kancadan tanıyabilirsiniz. Manyak katil en son 81 numaralı otoyolda görülmüştür" diye anons yapmış.

Bu otoyol tam da bizimkilerin olduğu yermiş. Kız panik olmuş taabi. "Jimmm, Oh Jesus, niye geldik buralara. Çabuk. Çabbuk gidelim bur'dan!" Çocuk feci bozulmuş. "Abartıyolar yaa. Hey Tanrım. Sana da bahane çıktı. Öyle olsun, gidelim bakalım" diye sinirle wrommm diye gazlamış.

Kızın evinin önüne geldiklerinde Jim bütün kızgınlığına rağmen, kızın kapısını açmak için arabadan inmiş. Sağ tarafa geldiğinde de kapının kolunun üstündeki kancayı görmüş. Gözleri faltaşı gibi açılmış tabii. Bilekten kopmuş bir kolmuş bu. Kanlar hala şıp şıp damlamaya devam ediyomuş. Anlaşılan bizimkiler tammm zamanında kurtarmışlar paçayı!

Bu efsaneyi Emir Aral gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - şeytanla tanışma

Kategori: OYKU

Balıkesir'deki bi kız lisesinde yatakhanenin birinde, kızları gece uyku tutmayınca birbirlerine hikayeler anlatmaya başlamışlar. Bunların çoğu da okullarına ait korkunç olaylarmış. Güya şeytan çok eski zamanlarda burada yaşayan bi ailenin fertlerine dadanmış ve onların ruhlarına giriyomuş. İnanışa göre şeytanın ayakları terstir ya, o insana da şeytan girince doğal olarak ayakları ters dönüyomuş.

Aradan bi kaç saat geçmiş. Gruptakilerin uykusu gelince herkes yatağına gitmiş. Kızlardan biri accayip sıkışmış. Tuvalete gidecek ama anlatılanlardan epey bi korktuğu için gidemiyomuş. Alt ranzada yatan arkadaşını dürtüp uyandırmış. Diğer kız da bu hikayelerden en çok etkileneniymiş. Zaten zar zor uyuduğundan hiç kalkmak istememiş. Ancak arkadaşı ısrar edince onunla tuvalete gitmek zorunda kalmış. Arkadaşı tuvalete girince o da kapının önünde beklemeye başlamış.

Diğer kız tuvaletten çıktığında bi tuhaf bakıyomuş. Bizimki anlatılanların etkisiyle de olsa gerek direkt kızın ayaklarına bakmış. Bi de ne görsün! Arkadaşının ayakları ters dönmüş. Parmakları arka tarafa bakıyomuş. Kızcağız çığlık çığlık kaçmaya başlamış. Koşarken de ara sıra arkasına bakıyomuş. Tam bu sırada koridorda belletmen öğretmenle çarpışmış. Kız nefes nefese başına gelenleri anlatmış. Sonunda, "Hocam inanamıyorum, ayakları resmen ters dönmüştü" demiş. Öğretmen, "Benimkiler gibi mi yani?" diyerek ayaklarını göstermiş. Kız kafasını aşağı indirince belletmenin ayaklarının da 180 derece arkaya baktığını görmüş. Napsın kızcağız, bu manzarayla beraber oracıkta aklını yitirmiş.

Bu efsaneyi Buket Kurt gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - yurttaki cinler

Kategori: OYKU

Bu efsane, 80'li yıllarda dilden dile dolaşıyordu. Gazi Kız Öğrenci Yurdu'nda bir grup kız, eğlence olsun diye cin çağırmaya karar vermiş. Bi odaya toplanıp başlamışlar seansa. Cin çağırmadaki en önemli husus da, cini geri göndermekmiş. Kızlarımız cini çağırıp bi güzel eğlenmişler. Hatta dalga falan bile geçmişler, gülmekten yerlere yuvarlananlar olmuş.

İşleri bitince cini göndermek istemişler ama cin gitmiyomuş. Saatlerce uğraşmışlar. Sonunda cin gitmiş. En azından öyle sanmışlar. Gece yarısından sonra ise katlardan tuhaf tuhaf gürültüler gelmeye başlamış. O aralarda da bi sapık hadisesi yaşanmışmış yurtta. Cin olayını bilmeyen diğer kızlar korku içinde gürültüleri yurt idaresine haber vermiş. Gene sapık geldi sanılmış ve yurt didik didik aranmış ama bi'şey bulunamamış. Herkes tekrar odasına çekilmiş. Ancak o tuhaf gürültüler hala devam ediyomuş. Bu kez polis çağırılmış. Bütün kızlar dışarı çıkarılıp bi de polis didik didik etmiş yurdu. Ama yine nafile. Hiiiç bi'şey bulunamamış.

Bu esrarengiz gürültüler durmuyomuş. Cin çağıran kızlar, olayı kendi aralarında konuşurlarken birisi, "Yaa yoksa bizim cin mi gitmedi mi, o çıkarıyo olmasın bu gürültüleri?" demiş. Aynı cini tekrar çağırmaya karar vermişler. Evet, gerçekten de önceki cin kendisiyle alay edildiği için gitmemiş ve cini kim çağırdıysa ancak o ikna edip gönderebilirmiş. Cini çağıran grubun başındaki kız panik olmuş. Çok da iyi bilmezmiş bu işleri. Ertesi gün bilenlerden cinlerle ilgili bi'şeyler öğrenerek cini göndermeye çalışmış. Ama o gürültüler durmamış. Cinin gidip gitmediği tam anlaşılamamış. Ancak o günlerde Gazi Yurdu'nun üst katlarından atlayarak intihar eden kızın, işte bu kız olduğu söyleniyormuş.

Bu efsaneyi Ümit Baykal gönderdi. Sağolsun, varolsun :)


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - ben öldüm galiba

Kategori: OYKU

Mezbahadan et taşıyan bir tırın sabahın erken saatlerinde yüklenip bir an önce yola çıkması gerekiyormuş. İşe sabahın kör vakti gelen işçiler, tırı yüklemeye başlamışlar. Alelacele işi bitirmişler. Tırın şoförü arkadaki soğuk hava deposunun kapısı kapatılır kapatılmaz yola çıkmış. Ancak son eti çengele takmaya uğraşan işçinin içeride kaldığını kimse farketmemiş. Uyku sersemi olan işçi de başına gelen korkunç şeyi, ancak tır hareket edince farkedebilmiş. Tır hiç durmadan 8 saat yol alacağından, arkadaşları kaybolduğunu farketmezlerse donarak öleceği kesinmiş.

Bir süre duvarları yumruklamış ama sesini duyuramayacağını biliyormuş. Bir süre sonra üşümeye başladığından hareketleri yavaşlamış ve bir kenara çöküp ölümü beklemeye başlamış. Oturup kaçınılmaz sonunu beklemeye başlamış ve cebinden çıkardığı kağıt kaleme yazmaya başlamış. 1. saat: çok üşüyorum; 2. saat: her yerim uyuşuyor; 3. saat: ayaklarımı hissetmiyorum; 4. saat: donarak ölmek istemiyorum, kalemi tutucak gücüm kalmadı, ellerim dondu...

Tır etleri teslim edeceği yere geldiğinde şoförü dondurucunun kapısını açınca içerisinin soğuk olmadığını farketmiş. Sabah yola çıkarken aceleden dondurucuyu çalıştırmadığını hatırlayan şoför, lanetler okurken köşede büzülmüş yatan işçiyi görmüş. Adamın uyuyakaldığını sanan şoför, işçiyi sarstığı halde uyandıramamış.

Polis olaya el koymuş, şoför tutuklanmış. Bir müddet sonra adli tabip raporunda işçinin ölüm nedeni vücut ısısının hızla düşüşü olduğu açıklanınca temize çıkmış. Meğerse talihsiz işçi psikolojikman ölmüşmüş.

Bu efsaneyi Ceren Kozan gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - paha bicilmez camur

Kategori: OYKU

Caponlar zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’a gelip “Bey’fendicim bizim için Haliç’i temizlemek çoook çok kolay. Bi aylık iş. He deyin, hemen başlayalım. Sizden bi kuruş da istemeyiz” teklifini yapmış. Ama karşılığında da “Haliç’in dibinden çıkan büttüün çamur bizim olacak, Caponya’ya götüreceğiz” demişler. Teklif çok cazip ama Dalan deyip geçme, akıllı adam, hemen atlar mı hiç öyle? “Siz bana 2 gün müsaade edin, biraz düşüneyim, sonra size kararımı bildiririm” demiş.

Abicim Dalan accayip pirelenmiş taabi. “Yahu bu işin içinde bi bit yeniği var. Elin Caponu napıcak bu balçığı?” diye diye kafayı sıyırmış. O ara nerden aklına geldiyse bizim Güzel Sanatlar’ı aramış. “Hocalara bi danışayım bakayım ne diy’cekler?” diye düşünmüş. Üstadım hocalar daha mevzuyu duyar duymaz, “Amman sayın Dalan hemmmen bu teklifi reddedin. Haliç’in dibindeki çamur dünyanın en değerli seramik çamurudur. Bunun 100 gramı havada karada enn az 10 bin dolar eder. Bu Caponlar sizi kazıklamaya çalışıyo” diye feryat etmiş. Dalan ertesi gün sınırdışı ettirmiş Capon grubu. Teresler avuçlarını yalaya yalaya binmişler uçağa. Valla bu Caponlardan korkulur abicim. Adamlar neyin hesabını yapıp gelmiş taa buralara...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/2/2006 - efsaneler anıttaki füze

Kategori: OYKU

İsa peygamberi çarmıhtan indiren havarilerinden biri, el ve ayaklarındaki çivileri söktükten sonra saklamış. Bu çiviler daha sonraki yıllarda Bizans İmparatorluğu'na teslim edilmiş. Bizans imparatorlarından biri, sonsuza kadar korunabilmesi için Hz İsa'nın çivilerini Çemberlitaş'ın temeline gömdürtmüş. Bu paha biçilmez çiviler hala Çemberlitaş'ın temelinde gömülüymüş.
Bu efsaneyi Sky Walker gönderdi.

Beşiktaş'taki sütuna benzeyen ne idüğü belirsiz anıt, aslında bir füze rampasıymış. O yüzden silindir şeklinde yapılmış. Nüfus sayımı yapılırken, sabaha karşı kimsenin göremeyeceği bir saatte içine füze yerleştirilmiş. Füze yerleştirme harekatı çok gizli yapılmış ama bir şekilde bu bilgi sızdırılmış. Bu dedikodunun doğruluğunu araştırmak isteyen iki kafadar, anıtı incelemeye karar vermiş. Ancak anıtın etrafında dolanırlarken iki sivil polis tarafından anında gözaltına alınmışlar.
Bu efsaneyi İlker Özcan gönderdi. Sağolsun, varolsun :)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- NE HOŞ BİR SAYFA :: NE GÜZEL BİR SAYFA ->

Hakkımda

daimi
Image Hosted by ImageShack.usBağlantılar • Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
tv matik

Kategoriler

Arkadaşlarım

blog layouts

elifce
blog layouts

zelis
blog layouts

mehmetyagiz
blog layouts

AYŞEN YILDIZ
blog layouts

lmaster
blog layouts

maviperi
blog layouts

yildizim
blog layouts

azide
blog layouts

raciegi
blog layouts

merveee
blog layouts

sessizofke01
blog layouts

angelgirl1
blog layouts

tutuklanandestanlar
blog layouts

adjaroja
blog layouts

hobilerimveben
blog layouts

koomikcocuk
blog layouts

cisil
blog layouts

ilkay1
blog layouts

elifclub
blog layouts

sabahyildizi
blog layouts

byrevolutionist
blog layouts

yildizim3
blog layouts

yesilyaprak35
blog layouts

cekom
blog layouts

cattik
blog layouts

sakarya392
blog layouts

destina95
blog layouts

heidi
blog layouts

cisil2006
blog layouts

cisilcetin
blog layouts

kentim
blog layouts

nisan24
blog layouts

nisan24f
blog layouts

bereket
blog layouts

zekigarden
blog layouts

sihirlibahce
blog layouts

yunusegi
blog layouts

cenk71
blog layouts

kalender2006
blog layouts

hayalse
blog layouts

gercekyasamdan
blog layouts

ebrulikiz
blog layouts

nebili
blog layouts

nebili47
blog layouts

gulum2007
blog layouts

nofearfalle
blog layouts

0640esma0640
blog layouts

izoiscaticephe
blog layouts

nepisirsem
blog layouts

nilaydilek
Resminiz:
Maximum boyut: 500 Kb
Yollanabilir: GIF, JPG, PNG, BMP, SWF
Kullanım şartları: Kullanım şartlarını kabul ediyorum