16/3/2006 - maniler
Bostanlarda fasulye Anam gitti gezmeye Ben anamdan örendim İnce boncuk çizmeye
Koyunum var karaman Gaybolursa araman Ben bir reçber kızıyım Şehirliye yaraman
Dere boyu gidelim Koyun kuzu güdelim Sennen beni görmüşler İnkâr bayrım edelim
Ak koyun kuzusuna Gün tutmuş postusuna Ne desen de ağlasam Arnımın yazısına
Tren gelir öterek Kömürünü dökerek Ben anamdan ayrıldım Gözüm yaşım dökerek
Tut yedim duttu beni Yârim unuttu beni Yarı yola varmadan Hıçkırık tuttu beni
Ak tavuk aldın mı? Kümese koymadın mı? Kör olası gaynana Sen gelin olmadın mı?
Kapelesi ketenden Yârim indi trenden Boynuna sarılayım Gülünü incelmeden
Kayalar yarılmasın Yar bana darılmasın Yar bana darılıp da Ellere sarılması
Çaya inesim geldi Şeker yiyesim geldi Ala gözlü ablamı Gene göresim geldi Su içtim kana kana, Sular akar yana yana, Yüzün bir gün görmedim, Bilmem gidem ne yana.
Merdiven indirdiler, Atlara bindirdiler, Kızım seni kahır eline gönderdiler, Ağlar silinir silinir ağlar.
Gelin geldi evimize, Şenlik kurdu köyümüze, Hoş geldin allı gelin, Sefa geldin pullu gelin.
Baban carsıya vardı mı? Alını yeşilini aldı mı? Suda kızıma dedi mi? Haydı kızım kutlu olsun.
Haydı kızım kınan kutlu olsun, Burada dilin tatlı olsun. Çağırın gelin kızın anasını Kızı gelin oldu görsün.
Allah muradını verdi bugün, Anasını kızsız koyan Evlerini ıssız koyan, Testisini susuz koyan.
Kahve doktum kuruna, El vurmayın durula, Yârime yar diyeni, Sol göğsünden vurula.
Bayburt’a giden yollar Uzadıkça uzarlar, Geçme bizim kapıdan Eller bana kızarlar.
Maşrapanın kalayı, Kızlar çeker halayı, Allah için söyleyin, Var mı askın kolayı.
Suya bulgur ezerim, Hem ezer hem süzerim, Ben yarımın derdinden Deli olmuş gezerim. Hey hızara hızara Dalda elma gızara Beni sana vermizler Başka yerden giz ara
Gayadan öküz bakar Öküzün arnı sakar Delikanlı dururken Sakallıya kim bakar
Mendil aldım onbeşe Onu serdim güneşe Gitti yârim gelmedi Beni aldı telaşe
Dağdan kestim kereste Kuş besledim kafeste Yârin hasta dediler Yetiştim son nefeste
Karşıda ala inek Tüyleri benek benek Hiç boğazımdan geçmiyor Yarsız yediğim yemek
Kuş kafese girmiyor Buna aklım ermiyor Hiç boşuna ah çekme Annem beni vermiyor
Evleri sarı boya Gel yarim doya doya İç vereme tutuldum Gamıma koya koya
Armut dalda bir iki Saydım baktım on iki On ikinin içinde Gök yazmalı benimki
İnce yazma düreyim Aç koynunu gireyim Uyan uyan sar beni Yar olduğunu bileyim
Tavanlarda tencere El vurmadım incire Gavur babam duymasın Çeker beni zencire
Çaya indim taş buldum Yüzüğüme kaş buldum Neredeydin la sürgün Yanıma yoldaş buldum
Arabası kirenden Mendil sallar trenden Abenim nazlı yarim Nasıl ayrıldın benden
Kara tren ak tren Askerleri say tren Benim yarım kırkbeşti Postasıyla say tren
İki çeşme yanyana Su içsem kana kana Bana ediresini ver Mektup yazayım sana
Sergenlerde çekirdek Bostanlarda bitecek Ben isterim babamdan Dört davul sekiz köçek
Evleri var üst başta Kundum dalda taşta Sen orada ben burda Akıl kalmadı başta
Harmanı yuvarladım Samanı çuvalladım Gara gözlü ey abim Allaha ısmarladım
Keteni bez edeyim Hangi yol gözeteyim Kara gözlü yarimi Kimlere benzeteyim
Mendil serdim bir taşa Neler geldi bu başa Öptüm bir kız yanağı Dedi bana çok yaşa
İp attım ucu kaldı Ocakta saçı kaldı Ben büyüttüm el aldı Yürekte açı kaldı Eğer gelinim iyi olursan Bizde seni överiz Kotu olursan gelinim Hepimizde döveriz.
Karatavuk olmadın mı? Dallara konmadın mı? Şebek yüzlü kaynanam, Sen gelın olmadın mı?
Karşıdaki gök ekin, Aldırdım elimdekin, Her soran benzim sorar, Sormazlar kalbimdekin.
Ekim ektim düzlere, Diken oldum gözlere, İşte ben gider oldum, Ayaş kalsın sizlere.
Yıldırım vurdu bizi, Dal gibi kırdı bizi, Araya girdi düşman, Dağlar ayırdı bizi
Arabamın tekeri Hem ileri hem geri Benim de bir yârim var Oruçlar’ın şoförü
Avlu dibi örümcek Aklım gitti görüncek Ben aklımı yemedim Köylülere gidecek
Ayağında mesi var Odasında sesi var Bekâr oğlan değil mi? Kızlarda hevesi var
Ayakkabı aldırdım Bir sele topukları Beni baştan çıkaran Taşköprü kopukları
Ayakkabı giyerim Üstü beyaz olursa Kaynanamı severim Oğlu güzel olursa Garşıdan gelen atlı Ne gayratlı gayratli Ben istedim vermedi Niman malın gıymatlı
Kara kabak bağ atar Altında yılan yatar Ben bilmem mi a yârim Goynunda neler yatar
Deniz coştu göl oldu Yârim sana ne oldu Benim sana yandığım Memlekette şan oldu
Ev ötene ev yaptım Çıktım üstüne baktım Yârim gelecek diye Çivte lambalar yaktım
Irmak gumsuz galır mı? Dibi susuz galır mı? Senin gibi güzelin Goynu yarsız galır mı?
Karşıdan ünlüyorlar Badılcan belliyorlar Bu köy nasıl köyümüş Varmadan övüyorlar
Mısır ektim azmasın Gelen geçen kazmasın Yar üstüne yar seven Gençliğine doymasın
Titretin ışıkları Çalıver kaşıkları Yürü tirenim yürü Kavuştur âşıkları
Elinde demir orak Mektup göndersem ırak Cebinde tarağın Bana yadikar bırak
Elma attım nar geldi Dar sokaktan yar geldi Eğil biyol öpeyim Al yanaktan kan geldi
Gökde yıldız niniynen Köçek oynar ziliynen Ayağına taş batmış Siliyor mendiliylen
Dam kapısı açıldı İnce boncuk saçıldı Yar kapıdan girince Gözüm gönlüm açıldı
Dağda tavşan oynuyor Yelesini yağlıyor Ötmüş yârim dizime Garip garip aylıyor
Irmak coştu kül oldu Yârim sana ne oldu Olan oldu a gülüm Madenkeş sebep oldu
Tütün içtim lüleden Benim yârim Günye'den Biricik biricik baş olmaz Hoş geldiniz cümleden
Damda kırat harlıyor Kapılan parlıyor Aşmış yengem geliyor Beyaz mendil sallıyor
Kayalar yarılmasın Yar bana darılmasın Yar bana darılıp da Ellere sarılmasın
At üstünde cenderme Dut kolundan goyverme Giz ben seni atacın Kimselere deyverme
Sarı kâğıt yazarım Sandık sandık basarım Yârimi vermezlerse Ben kendimi asarım
Kar yağıyor yağıyor Abamı giyeceğim İhtiyara varıp da Goca mı diyeceğim Cuma köyün yolları Dönüm geliyor dönüm Cuma köyünden kız almak Ölüm geliyor ölüm
Yarımca’da saz olur Gül açılır yaz olur Ben yârime gül demem Gülün ömrü az olur
Hereke’dir köyünüz Buz gibidir suyunuz Köyünüzü beğendim Yok, mu bekâr kızınız
Harmanlardan geçiver Ata yonca biçiver İki tane yar olmaz Birinden vazgeçiver
Dikenli’nin dağları Üzüm yapmaz bağları Üzüm yapsa bağları Evlenir oğlanları
Karpuz kestim kan gibi Uzadı urgan gibi Yarımca kızları Kınalı kurban gibi
Yarımca’da saz olur Gül açılır yaz olur Ben yârime gül demem Gülün ömrü az olur
Kirazımız dalbastı Dalları kiraz bastı Delikanlı söz etti Kızlar yüzünü astı
Bu kiraz budak budak Olur, mu kiraz dudak Yarımca’nın güzeli Canımdır sana adak
Duvarda makas asulu Elbiseler kesülü Bana mani sorarsan Kirli çuval basulu Şu giden kimin oğlu Paltası da ak kolu Dönüp bana bakmıyor Saki vezirin oğlu
Bahçenizde gül var mı? Gül altından yol var mı? Gel gidelim sevgilim Annenden izin var mı?
Kayadan indirmişler Tirene bindirmişler Kara saçlı yârimi Gurbete göndermişler
Ay gelir aydan beri Çay gelir dağdan beri Ben yârimi görmedim Bir buçuk aydan beri
Bostanlarda aşlama Aşlamayı taşlama Ben askere giderken Ağlamaya başlama
Su koydum su taşına Masanın ortasına Memelerin benziyor Ferik yumurtasına
Denizin dibi derin Üstüne halı serin Sandık sepet istemem Beni sevdiğime verin
Duvağın telli gelin Gümüşten elli gelin Buğulu gözlerinden Sevdiğin belli gelin.
Gün kavuştu ırakta, Gözüm karada akta, Herkesin yarı geldi, Benim yarım uzakta.
Toprağında tasında Benleri var kasında, Sen bahar içindesin Bense ömrüm kışında Çay aşağu giderim Topal koyun güderim Eğer anam vermezse Bohçamı alur giderim
Mavi boyarlar mola Sevsem duyarlar mola İkimizde bir boyda Nikâh gıyarlar mola
Harmanlarda ot bitti Goyun yayulsun diye Hatıp kekül sallamış Muhtar bayulsun diye
Üzüm goydum sepete Yar oturur tepede Ben bir yeni yar sevdum Şan olsun memlekete
Altınım var boynumda İki ellerim goynumda Ela gözlü sevduğum Gece gündüz aynımda
Altını bozdurayım Sıraya dizdireyim Elma armut değülsün Cebimde gezdireyim
Yaylanın çimenini Hep toplamış geyikler Sevdalunun işine Ne garuşur böyükler
Gayalardan ot biter Guzular yayulsun diye Gızlar kekürt sallar Oğlanlar bayulsun diye
Dozer geliyor dozer Çekilin sizi ezer Benim sevduğum oğlan Sinan Özer’e benzer
Yayladan mı geliyon Sırtındaki yayuk mu? Ben sağa ayakkabı verdüm Ayağundaki çaruk mu? Ambar altunda cecük Bacakları küçücük Benüm sevduğum oğlan Dünyalarda biricük
Eriklerin çayırı Yana eğer başını Yarimin motoru var Çıkamıyor bayırı
Su serptim serin olsun Mezarım derin olsun Dünyada alamazsam Ahrette benim olsun
Kiremit üstünde gezersin İnci boncuk dizersin Kusura bakmayın ama Sen hepsinden güzelsin
Ne uyursun ne uyursun Bu uykuyla ne bulursun Al abdesti, kıl namazı Cenneti alayı bulursun
Bağa girdim nar için Dolaşırım yar için Anneler kız büyütür Delikanlılar için
İstanbul’a giderken Sol tarafta hastane Yârimin mektubunu Eğlendirme postane
Davulumun ipi kaytan Kalmadı sırtımda mintan Verin ağalar bahşişimi Sırtıma alayım mintan
Bağa gittim bağlama Kara gözlüm ağlama Ben buralı değilim Bana gönül bağlama
Mani maniyi açar Maniden kaldım naçar Kör olası çöpçüler Yarsız yorganım açar Besmele ile çıktım yola Selam verdim sağa sola Selamımı aldınız mı Komşulara yaydınız mı
Manici başı mısın Cevahir taşımısın Sana resmimi versem Cebinde taşır mısın
Kara kara kazanlar Kara yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı açanlar
Kul bela görmez Allah yazmadıkça Allah bela vermez Kul azmadıkça
Mani maniye kelam Sevdiğime benden selam Hiç incinip üzülme Kovuşuruz bir zaman
Sekiz sekiz on altı Burası ceviz altı Yarimin istediği kız Ayakkabımın altı
Minare yıkılmış Direk ister Ağabeyimin canı Börek ister
Mani benim ezberim Kan ağlıyor gözlerim Ben yarimin yolunu Akşam sabah gözlerim
Masa üstünde pekmez Çoban kavalın ötmez Önünde gezen sürün Benim nişana yetmez
Edep bir taç imiş Nuru Hüda’dan Giy al o tacı Emin ol her beladan
Biz gideriz ikimiz Kestanedir yükümüz Karakoç’un içinde Elti olacağız ikimiz
Karanfili ekemedim Suyunu dökemedim Yarimden ayırdılar Yüzünü göremedim
Ayva attım samana Dumana bak dumana Şoför yârim var iken Gider miyim çobana
Bizim evin önünde Cankurtaran bağırıyor Ne kabahat ettin yârim Jandarmalar arıyor
A apacak apacak Gökten yıldız kopacak Açma yârim ağzını Kuşlar yuva yapacak
Ayvalar dilim dilim Darılmış benim gülüm Ben gülüme ne dedim Kurusun ağzım dilim
Köprüden geçer iken Köprü salladı beni Yârimin eski dostu Düşman belledi beni
Yolda buldum on para Yârim yüzün ne kara Allah sana su vermiş Yıkasana maskara
Gel gidelim sevdalım Bizim vatana kadar Yar ben senden ayrılmam Dünya batana kadar
Asmanın arasından Alamadım üzümü Kaldır yârim şapkanı Göremedim yüzünü Sarı motor geliyor Sarı duman veriyor Aç kapıyı bak yârim Sana gelin geliyor
Kasabın satırı var Yanında yatırı var Ben kasap olmazdım ya Paranın hatırı var
Kuyudan su çekerim Al bakıra dökerim Daha yaşım küçük ama Kara sevda çekerim
Dere boyu kavakları Dökülür yaprakları Yârim orada ben burada Çınlasın kulakları
Bahçelerde sardunya Sardunyayı kırdın ya Beni beğenmiyordun Nasıl bana kaldın ya
Yaza yaza yaz geldi Mürekkebe zam geldi Daha yazacaktım ama Karakoç’a kiraz geldi
İndim dereye durdum Dokuz güvercin vurdum Dokuzunun içinde Ben birine vuruldum
Hoca çıkmış mahalleye Topluyor kaşıkları Cennet istersen Hoca Kavuştur aşıkları
Gide gide yoruldum Sular gibi duruldum Şu karşı ki oğlanın Gözlerine vuruldum
Evleri yapan usta Yeniden yıksın yapsın Pencere bırakmamış Delikanlılar baksın Dalları bastı kiraz Sevdamı anlamadın Önce beni yalvarttın Şimdi sen yalvar biraz
Karakoç ’dur köyümüz Zemzem olur suyumuz Sevip sevip ayrılmak Dalga geçmek huyumuz
Camdan aldım makası Açtım gömlek yakası Bizim evden gözükür Yarin arka bahçesi
Bizim evin önünde Ayvalar şişman olur İlk yârini almayan Sonunda pişman olur
Motor geliyor motor Motorun bacası yok Kalkmış beni istiyor Cebinde parası yok
Dolabın kapakları Çınarın yaprakları Kara gözlü yârimin Çınlasın kulakları
Mavi yelekli yârim Çarkıfelekli yârim Beni bırakıp gitti Demir yürekli yârim
Elma attım denize Geliyor yüze yüze Sevdiğimin sözleri Hediye kaldı bize
İçeride ara kapı Sürmesi çavdar sapı İkimizi ayıran Dilensin kapı kapı
Entarisi al basma Alıp duvara asma Sen benimsin ben senin Ellere kulak asma
Havalarda kırlangıç Kanadı ayrıç ayrıç İkimizi ayırtan Kan kussun avuç avuç
Maniciyim manici Ak gerdan altın inci Eğer annem verirse Varıcıyım varıcı
Kara kara kazanlar Kara yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı bozanlar
Geline bak geline Kına yakmış eline Ne mutlu bu geline Gidiyor sevdiğine
Havalarda kelebek Kanadı benek benek Beni yardan ayıran Kalbur satsın hem elek
Ortaokul olur mu? İçinde durulur mu? Benim yârim talebe Onunla dalga olur mu?
Yeşil iplik bükerim Yare yelek dikerim Yelek yare olmazsan Vallahi seni sökerim
Bizim camın altında Herkes bunun farkında Biz yarimle konuştuk Kırklareli Parkında
Yüksek evler yaptırdım Dayamaya direk yok Yarim kaçmak istiyor Bende öyle yürek yok
Burası Üsküp dere Su istersen İşte dere Ekmek istersen Allah vere Yatak istersen geldiğin yere Üsküp dere köprüsü Hafif sallar adamı Üsküp dere kızları İpsiz bağlar admı
Mani maniyeleyim mi Bir mani söyleyeyim mi İşaret et sevdiğim Yanına geleyim mi
Cam altında ısırgan Gavur musun Müslüman Gel bir kerecik öpeyim Vallahi bak ısırmam
Armudu taşlayalım Dibinde kışlayalım Sevdiğimi görünce Maniye başlayalım
Bahçelerde pırasa Yaprağına kar yağsa Oğlanlar bekâr kalsa Şu kızlara yalvarsa
Al giydim alsın diye Mor giydim sarsın diye İnadıma bakarım Sen bana yarsın diye
Mendilimin ucuna Sakız bağlarım sakız Duyuyorum sevdiğim Severmişsin başka kız
Pembe giyerim pembe Pembe yakışır gence İnsan bir hoş oluyor Sevdiğini görünce
Kaşların karasına Mim çekmiş arasına Yari ilaç diyorlar Kalbimin yarasına
Derelerin çakılı Kimden aldın akılı Orta yerde oynayan Ağabeyimin çakırı Karpuz kestim yiyen yok Ağızım yandı diyen yok Sevdiğime kavuştum Gözün aydın diyen yok
Entarimi ben biçtim Ateşine ben düştüm Ne kadar cahilmişim Asker oğlana düştüm
Bizim evin önüne Kim attı mavi boya Annem babam evde yok Bakalım doya doya
Gülüm kurutmam seni Suda çürütmem seni Senelerce görmesem Yine unutmam seni
Başımdaki çemberim Oymalıdır oymalı Oldun dünya güzeli Sana nasıl doymalı
Sen Aslısın ben Kerem Sana kalbimi verem O kadar zalim olma Edeceksin beni verem
Motor almış seksene Bin üstüne gezsene Motor güzeldir amma Bak üstündeki serseme
Bizim köyün yolları Çamurluktur kayarsın Bizim köyün kızları Dalgacıdır yanarsın
Yengem çıkmış mahalleye Topluyor kaşıkları Nasıl ayırdın yenge Biz gibi aşıkları
Bizim köyün kızları Sürmelidir gözleri Gözlerine bakınca Kaçırdım öküzleri
Dere boyunda hindi Hindiler suya indi Oğlu olan düşünsün Kızlar on bine bindi
Mavi başlık başında Ateş yanar karşımda Haklısın be yârim Cahillik var başımda
Masa üstünde ibrik İbrik üstünde ibrik Yeni bir yar sevmişsin Tebrik ederim tebrik
Al tülbent oyaladım Vermeye kıyamadım Gitme dedim askere Gitti durduramadım
Oy erdiler erdiler Cama perde serdiler Ne utanmaz erkekler Yanımıza geldiler
Gitme yârim bozata Gözlerin batar toza Nasıl vuruldun be yârim O kara sıska kıza
Dut üstüne dut buldum Yârimi evlenmiş buldum Evlenirse evlensin Ben yenisini buldum
Bahar gelir yaz gelir Çarşıya kiraz gelir Senin kısmetin esmer Uzak bir yoldan gelir
Köprü altında kuzu Kıvrım kıvrım boynuzu Sen koyun ol ben kuzu Ayıralım şu kızı
Elbisemin gülleri Yana bakıyor yana Aret senin sevdiğin Bana bakıyor bana Dere geliyor dere Kumunu sere sere Al beni götür dere Yârin olduğu yere
Bu derenin uzunu Aramadım buzunu Aldım Çerkez kızını Çekemedim nazını
Resme çıksak a yârim Boylarımız uyar mı? Size gitsek a yârim Annen eve koyar mı?
Yolda buldum on para Yârim gözün ne kara Allah sana su vermiş Yıkasana maskara
Bizim bahçede güller Renkleri kan kırmızı Yârimle konuşurken Doğdu şafak yıldızı
Kahve koydum cezveye Kalk gidelim gezmeye Alışmışım duramam Gelin kızı ezmeye
İstanbul'a giderken Hangi rüzgârlar esti O güzel saçlarını Hangi berberler kesti
Güneş gider batmaya Selam söyle Fatma'ya Çoban cahil ne anlar Karyolada yatmaya
Falda var yürek kızı Yapma artık bu nazı Senin sevdiğin kimse Düğünde çalsın sazı
Kırlarda altın seren Sen ol çiçeği deren Yârim karşına çıkar Sana kalbini veren Tarla bitirir misin? Kaval öttürür müsün? Aret benim yârime Selam götürür müsün?
Şalvara bak şalvara Şalvarın biçimine Kurban olayım yârim Sigara içimine
Cam dibinde durursun Cama tık tık vurursun Kırma oğlan camları Karakolu bulursun
Ayağımda terlikler Bahar açmış erikler Oğlan sana geleceğim Hazır mı gelinlikler
Ali derler adına Her gün gider oduna Söyle komşu oğluna Doğru gitsin yoluna
Mavi yelekli yârim Göğsü ilikli yârim Bıraktın beni gittin Demir yürekli yârim
İndim kuyu dibine Baktım suyun rengine Gece gündüz ağlarım Düşemedim dengime
Çiçekler başındadır Sürmesi kaşındadır Kara gözlü sevdiğim Henüz genç yaşındadır
Masa üstünde güller Yâre dökülür diller Unutulur mu be yârim Seninle geçen günler
Annem entari almış Yanında eklemesi Tak bir nişan yüzüğü Kolaydır beklemesi
Suyoludur suyolu Boş giden gelir dolu Bana nikâh yapacak Muhtarın büyük oğlu
Seni severim yârim Günü günlere ekle Sana gelirim yârim Köşe başında bekle
Doldur yârim testini Şu karşıki çeşmeden Baban seni everse Büyük aşka düşmeden
Dereler akar akar Karışır denizlere Kurşunlara diz yârim Verme beni ellere
Kolumdaki saati Yediye kuruyorum Hiç üzülme sen yârim Sözümde duruyorum
Mendil versem almazsın Sen mendilsiz kalmazsın Sigaranı yakayım Sana zahmet olmasın
Bahçe kapısı kilitli İttirdim açamadım Anneme duyurmuşlar Çıktım da kaçamadım
Derede incir ağacı Tadı zehirden acı İçme dedim şarabı Dedi sevda ilacı
Bahçede örümceğim Ben sana görümceyim Başkasına bakarsan Ağabeyime söyleyeceğim
Karadutun altında Ben de bunun farkında Ben yârimi kaybettim Kuzuluk'un parkında Yârim okul önünde Kitap açmış okuyor Elindeki laleyi Bana bakıp kokluyor
Erguvanın dalları Yana yatıyor yana Şu Kızılcık kızları Cana yatıyor cana
Denizin dibi mildir Beni söyleten dildir Mahalleler ayrı ama Gönüller yine birdir
Ayakkabımın izi Tarlaya çektim çizi Yar öğretmen, ben terzi Çekemiyorlar bizi
İn dereye dereye İnemeyen atlasın Yârimle ikimizi Çekemeyen çatlasın
Süt mavi kurdeleye Ben altın takar mıyım? Senin gibi çalgıcıya Ben artık bakar mıyım?
İn dereye dereye Dere çakıllı yârim Gördüğüne gönül verdin Gel geç akıllı yârim
İn dereye dereye Dere sana ırak mı? Her gün her gün tarlaya Sen babana çırak mı?
Tarladadır ıspanak Kökündedir köstebek Görülmemiş be yârim İki kız birden istemek
İndim dereye çatak Yere yaptırdım yatak Rica ederim yârim Sevme üstüme ortak Motor geliyor motor Tutundum direğine Çekemeyen düşmanlar Buz koysun yüreğine
Hoş gelmişsin misafir Oturacak yerim yok Sana kahve yapayım Cezvem delik, şeker yok
Kaşıklıkta kaşığız Biz yârimle aşığız Bizi kimse ayıramaz Saç gibi dolaşığız
İndim dere akmıyor Yârim bana bakmıyor Yolladığım çiçekler Kurumuş ta kokmuyor
Yatma yeşil çimene Uyur uyanamazsın Verme beni ellere Gönül dayanamazsın
Bu gün ayın on dördü Kız saçını kim ördü Ördüyse yârim ördü Ay karanlık, kim gördü
Dere boyu yeşillik Nerde kaldı Keşirlik Keşirliğe gidenler İstiyor beşi birlik
Gülüm kurutmam seni Yerde çürütmem seni Senelerce görmesem Gene unutmam seni
Boynumdaki kolyenin Yar verdi parasını Bir kolye değil mi? Çekerim sevdasını
Cam dibinde küpeli Dibini süpürmeli Yar üstüne yar sevenin Yüzüne tükürmeli
Güle bindim gülmedim Gülden düştüm ölmedim Küçükken bir yar sevdim Yar kıymeti bilmedim
Sarma sararım sarma Toprak tenceresine Gel konuşalım yârim Mutfak penceresine
Yelek örerim yelek Örnek ararım örnek Örnek değil merakım Bir kere yâri görmek
Yolcu dayı beri bak Kulağına deri tak Berilere bakmazsan Kalkmaz döşeklere yat
Eştim eşti kum çıktı Kumun dibi su çıktı Seni dövmeye yârim Hangi serseri çıktı
İn dereye saz kopar Koparırsan az kopar Benim bir sevdiğim var Gülerken bana göz kırpar
Kara kara kazanlar Kara yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı bozanlar
Ha erdesin erdesin Hangi camda perdesin Seven sabahtan gelir Öğlen oldu nerdesin
Yelek örerim yelek Örme parası senden Çak yârim elektriği Pil parası benden
Anne bana terlik al Sakın yeşil olmasın Gideceğim oğlanın Kız kardeşi olmasın Motor geliyor motor Motorun bacası yok Kalkmış beni istiyor Cebinde parası yok
Kızılcıkdere camisi Şınlıyor minaresi Anne sevdiğim ölmüş Gidiyor cenazesi
İn dereye dereye İnemeyen atlasın Yârimle ikimizi Çekemeyen çatlasın
Suya giderim suya Yârim arkamda mısın? Ciddi olarak sevdim Bilmem farkında mısın?
Kuyu dibinde kuyu Uyu efendim uyu Bana sarhoş diyorlar İçtiğim üzüm suyu
Dere boyunda keklik Kızlar giyer eteklik Kızlarda iş var ama Erkeklerde eşeklik
Yemenimin yeşili Ben kaybettim eşimi Ben bulursam eşimi Ben bilirim işimi
Kızılcıklar olur mu? İçinde durulur mu? Benim yârim talebe Onunla dalga olur mu?
Dere boyunda dutlar Dutlar kökünden patlar Askerdeki yârime Gölge olsun bulutlar
Yeşil sandık kilidi Üstünü güller bürüdü O yar beni sarınca İmam tahtam çürüdü İplik serdim sergene Gönül verdim ergene Niye gönül verirsin Kendini bilmeyene
Masa üstünde roman Okurum zaman zaman Ben yârime gideceğim Subay olduğu zaman
İstanbul’dan gelirken Buldum terzi iğnesi Sanki gideceğim gibi Beğenmezmiş yengesi
Kırmızı gül ol da gel Bardaklara dol da gel Sen beni alamazsın Öğretmen ol da gel
Karayılan olayım Yollarda dolanayım Gösterin görümcemi Abisini sorayım
Masa üstünde koku Açta mektubu oku Seni sevdim seveli Gelmez gözüme uyku
İncilerim diziyle Kimler görmüş gözüyle Ben yârimden ayrılmam İki düşman sözüyle
Benim saçlarım uzun Uzun diye örmezler Beni sana Sevdiğim Hısım diye vermezler
Taş üstünde oturma Kumaşını batırma Sen benimsin ben senin Gel Yanıma utanma
Altınlarım alay değil Gümüşlerim kalay değil Attın bana sevdayı Çekmesi kolay değil
istanbul’dan gelirken Aldım pilili etek Konuşmaya yüzün yok Manilere dikkat et
Geline bak geline Kına yakmış eline Ne mutlu bu geline Gidiyor sevdiğine
Motor geliyor motor Ekinlik arasından Ben yârimi tanırım Saçının dalgasından
Dere boyunda gezer Buldun mu benden güzel Ben buldum senden güzel Resmi cebimde gezer
Elimde zilli maşa Vururum taştan taşa Ben yârimle toka ettim Dedi bana çok yaşa
Bahçelerde börülce Oynar gelin görümce Oynasınlar bakalım Bir araya gelince
Yeşil ipek bükerim Yâre gömlek dik erim Sen orada ben burada Hasretini çekerim
Elmayı atan bilir Şeftali satan bilir Kızların kıymetini Yalınız yatan bilir
Karanfil ektim gül bitti Dalında bülbül öttü Ötme bülbülüm ötme Yârim gurbete gitti
Tülbendimin bir yanı Turuncudur turuncu Ne yapayım be yârim Askerlik vatan borcu Avlunun dibi sarmaşık Yar oldum sana âşık Yar aklıma geldikçe Elimden düşer kaşık
Gitme dedim de gittin Uzak uzak yerlere Kar mı yağdı be yârim Güvendiğin yerlere
Su üstünde sarayım Dur şu yâre sorayım Yârimden gelen mektubu Tülbendime sarayım
Atma bana taş ile Gözüm dolu yaş ile Ben nereye gideyim Bu sevdalı baş ile
Kırklara giden olsa Yârimi gören olsa Kırklar seni yıkarım Yârim ziyan olursa
Elma attım nar geldi Dar sokaktan yar geldi İlişmeyin yârime İki ayda bir geldi
Şapkayı soldurmuş Giye giye Yârim sararmış solmuş Alacam diye diye
Ah fındığım fındığım Dallarına konduğum Vermedi seni bana Sakalını yonduğum
Almışız kızınızı Fındık çubuğu gibi Bir daha verin bize Eğleyin gönlümüzi
Ayran yapar yayıklar Kızlar fındık ayıklar Harmanın kenarında Titrer ince bıyıklar Eğdim fındık dalını Gel deşure deşure Ölmeden koydun beni Menşure teneşure
Ey fındığım fındığım Dallarına konduğum Ben sevdim de el aldı Odur benim yandığım
Fındık bahçelerinde Miras oynarım miras O kırmızı yanaktan Eğil öpeyim biraz
Fındığa kaga derim Darılma şaka derim Sen beni bastırırsan Ben sana aga derim
Fındık toplayan gelin Fındık dalda kalmasın Gel biraz konuşalım Aklım sende kalmasın
Fındık dalında direk Vay sana yanmış yürek Sen nelere dayandın Buna da dayan yürek
Fındık dalında testi Kemer belimi kesti Yine geldi aklıma Askerdeki yan fesli
Fındık fıstık olur mu? Ateş yastık olur mu? Sen orada ben burada Böyle dostluk olur mu?
Fındık içi işlerim Al yanaktan dişlerim Eğer benim olursan Saçların gümüşlerim
Fındık kırdım iç ettim Yaylalara göç ettim Yârim senin yüzünden Ben bu canı hiç ettim
Fındık yaprağı yeşil Döşür Eminem döşür Bu akşam geleceğim Şekerli kahve pişir
Fındığı harman ettim Derdimi ferman ettim Hiç üzülme Fadimem Efkârım derman ettim
Fındık dalda sararmış Yaprakları kararmış Yârim beni kaybetmiş Bahçelerde ararmış
Fındık yeşil çotanak Dalında salkım saçak Yeşil giysi içinde Kahverengi yavrucak
Fındık dalda bir sıra Yârim gitti Mısır'a Koyun olsam yayılsam Yârimin peşi sıra
Fındık budaklanır mı Dalları saklanır mı Anasının yayında Hiç kız kucaklanır mı? Harmandan yığın yığın Güneş dostu fındığın Çalışır çoluk çocuk Sesi ninni tırmığın
İyi bu sene püsler Bahçeyi emek süsler Fındığa on ay kaldı Yine gülecek yüzler
Kemençemin telleri İbrişimdir ibrişim Dişledim yanağını Kırıldı fındık dişim
Toplasın onu kızlar Peşi sıra uşaklar Sayesinde fındığın Düğün dernek yaparlar
Para etti fındıklar Tükendi bütün borçlar Şimdi düğün vaktidir Doldu ceviz sandıklar
Yüklensin arabalar Seksen okka çuvallar Fındık hazır olunca Şenlensin çarşı pazar
Gün batarken harmanda Çuvallar var her yanda Emmi sarmış tütünü Yorulmuştur her hâlda
Görele, Tirebolu Giresun'da konduğum Bulancak, Ordu bilir Kıymetini funduğun
Fındığın çalısını Kırarlar yarısını Küçükken evlenenin Alırlar karısını
Güneşten insan bezer Fındık içinde gezer Yaz günü akşamından Hafif bir meltem eser
|